Pınar’ın Gezi Günlüğü logosu

Üçüncü Bölüm: Barguzin Vadisi’ne Yolculuk

Dördüncü gün Moskova’dan Olesya’nın da gelmesiyle ekibimiz tamamlandı ve hep birlikte Ulan-Ude’den kuzeye, Barguzin Vadisi’ne doğru yola çıktık. Son durağımız, konaklayacağımız Alla köyüydü. Ulan-Ude ile Alla arasında yaklaşık 470 kilometre vardı. Yolun büyük bölümü asfalt olsa da zaman zaman toprak yola dönüşüyordu. Önümüzde uzun bir yol vardı ama acelemiz yoktu; bu panoramik yol boyunca ilgimizi çeken yerlerde durarak ilerledik.

Sretensky Kadın Manastırı

Sretensky Kadın Manastırı’nın dış cephesi, pencereden kır manzarası ve iç mekân ayrıntılarından oluşan kolaj
Sretensky Kadın Manastırı

İlk durağımız Ulan-Ude’nin yaklaşık 64 kilometre kuzeydoğusunda, Baturino köyünde bulunan Sretensky Kadın Manastırı oldu.

Buradaki ilk Ortodoks kilisesi 18. yüzyılda ahşap olarak yapılmış. Bugün gördüğümüz taş Sretensky Kilisesi ise 1813–1836 yılları arasında inşa edilmiş. Kilise, Sovyet döneminde kapatılmış, farklı amaçlarla kullanılmış ve zaman içinde harap olmuş. 1990’ların sonunda restore edilmiş, 2000 yılında da kilisenin çevresinde kadın manastırı kurulmuş.

Bizim ziyaretimiz pazar sabahına denk gelince kilisedeki pazar ayininin bir bölümünü de izleme fırsatımız oldu. Birkaç gün içinde şamanik kutsal alanlardan Budist tapınaklarına, oradan da bir Ortodoks manastırına geçmiş olmak bana Buryatya’nın inanç mozaiğini yeniden hatırlattı. Birbirinden çok farklı görünen inançlar burada aynı coğrafyada yan yana yaşamaya devam ediyordu.

Baykal Gölü – Sibirya’nın Mavi Gözü

Bulutlu bir gökyüzünün altında Baykal Gölü ve kıyısı
Baykal Gölü

Yolumuzun en güzel duraklarından biri elbette Baykal Gölü oldu.

Dünyanın en derin ve en yaşlı gölü olan Baykal, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor ve dünyanın donmamış yüzey tatlı suyunun yaklaşık beşte birini barındırıyor. Kışın gölün büyük bölümü donuyor; buz yeterince kalınlaştığında üzerinden araçlarla bile geçilebiliyor.

Biz Baykal’ı ağustos ayında gördük. Kıyıda yüzmeye gelen aileler vardı. Dina ve Olesya hiç tereddüt etmeden göle girdiler ama bir Akdenizli olarak benim için su fazlasıyla soğuktu. Ben ancak ayaklarımı sokmakla yetindim.

Baykal kıyısındaki taşların da bu coğrafyanın inanç dünyasında ayrı bir yeri var. Animistik inanışlarda yalnızca canlıların değil; taşların, dağların, nehirlerin ve göllerin de bir ruha ya da manevi güce sahip olabileceği düşünülüyor. Barguzin Vadisi boyunca bunun pek çok örneğiyle karşılaşacaktım. Taşların bu kültürdeki yerine ilerleyen bölümlerde yeniden döneceğim.

Baykal kıyısında, üzerlerinde toplanan küçük taşlar bulunan pembe terlikler
Baykal kıyısından topladığımız taşlar

Biz de Baykal kıyısından kendimize küçük taşlar seçip yolculuğun anısı olarak yanımıza aldık.

Barguzin Vadisi’nin Kapısı

Barguzin Vadisi Kapısı

Baykal’dan ayrılıp Barguzin Vadisi’ne doğru ilerlerken bir kez daha durduk. Burası “Barguzin Vadisi’nin Kapısı” olarak adlandırılan kutsal bir yerdi.

Vadinin kendisi kutsal kabul edildiği için yolcular burada durup vadinin ruhunu selamlıyor, yollarının açık olması için dua ediyor ve sunular bırakıyorlardı. Süt, bisküvi, şeker ve para bunlardan bazılarıydı.

Olesya, Barguzin Vadisi’nde kutsal kabul edilen suların yanındaki bezlerle süslenmiş sunu alanında
Olesya, kutsal suların bulunduğu alanda

Artık ben de bu duraklara yabancı değildim. Yolculuğun başında bana oldukça sıra dışı gelen bu ritüeller, birkaç gün içinde yolun doğal bir parçası olmaya başlamıştı.